Новости Энциклопедия переводчика Блоги Авторский дневник Форум Работа

Декларация О нас пишут Награды Читальня Конкурсы Опросы








ГП-цитатник




Kirim Tatarca - Turkce Sozluk

тюркские, монгольские, тунгусо-маньчжурские, корейский язык

Модератор: Ulaş Gökçe

Kirim Tatarca - Turkce Sozluk

Сообщение riteris » Вс июн 22, 2008 02:03

Kırım Tatarca - Türkçe Sözlük

A

abay : nine, ihtiyar kadın
abiy : ağabey
agaş : ağaç, odun, tahta
agıl : ağıl
akay : erkek
aketmek : götürmek
akıs : aksi
aksüyek : akşamları oynanan bir tür çocuk oyunu
ala : hala
alaşa : tay
alcımak : delirmek, aklını kaybetmek
aldı : önü
allegım : kendini beğenmiş, müşkülpesent
alşaymak : uzanıp yatmak
anav : işte
angış : saman taşıma aracı
anniy : anne
apakay : kadın
aran : inek ahırı
arkan : urgan
arşımak : kabuğunu soymak
aruv : iyi
aruv bolmak : iyileşmek, barışmak
aş : yemek
aşamak : yemek yemek
aşatmak : yedirmek
aşıtmak : hamuru mayalamak
aşşı : acı
arış : at arabası oku
asaba : sevgili
aşkana : mutfak
ataman : erkek hindi
avdarmak : devirmek
avurmak : hastalanmak
avuştur : yer değiştir
ayat : evin girişteki büyük odası, salon
aydamak : sürmek
aylanmak : dolanmak, dönmek
aytmak : söylemek
ayuv : ayı
azakay : azıcık
azbar : avlu
avur : ağır
ay carıkta penerlık: çocukların sabahleyin burnunun akması

B

babay : baba
babaytop : yumruk büyüklüğünde çaput top ve bununla oynanan oyun
badiye : lazımlık
bala : çocuk
balalık : çocukluk
bala şaga : çoluk çocuk
balaban : büyük
balaga catmak: kuluçkaya yatmak
balak : paça
balavuz : balmumu
ballamak : doğurmak(hayvanlar için)
bank : kavanoz
barmak : varmak
başmak : dişi inek
bata : yaşca küçük kardeş
bav : bağ, düğüm
bavın tabmak: yolunu bulmak
bavur : ciğer
bayguş : beceriksiz, fakir
baytal : dişi at
bet : yüz
begıtmek : sağlamlaştırmak
bermek : vermek
bıltır : geçen yıl
bılış : düğün evine gelen misafirler
bırtalay : pek çok
bike : kadın
biy : örümcek
bokşa : bohça
boran : fırtına
bosaka : merdiven, eşik
boztorgay : serçe
bosuntay : bedava
botka : yemekli davet, pilav
boşuk : köpek yavrusu
böküy : öcü
börü : kurt
buga : boğa
bulay : böyle
burşak : dolu
bürşe : pire

C

cabışmak : yapışmak
cabıştırma : iki bisküi arasına lokum koyarak yapılan tatlı
calangaş : çıplak, yalınayak
calbarmak : yalvarmak
calbaş : kır saçlı
calpak : yassı
camanlamak : kötülemek
camav : yama
canay : yaramaz, kurnaz
cantaymak : kestirmek
canmak : yanmak
cantık : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
capalak : biçerdöverin sapları bıcaklara sıkıştırmayı sağlayan kısmı
capalaktay : lapa lapa
capıldak : yalın ayak
capırmak : kabuğunu sıyırmak
capma : duvar üstünde kurutularak yapılan bir tür tezek
capmak : kapamak
caravsız : yararsız
cargana : yarasa
carık : aydınlık
cartı : eskimiş, yıpranmış
caş : delikanlı, genç
caşırmak : saklamak
catmak : yatmak
cavlık : mendil
cavmak : yağmak
cavşı : görücü
cavun : yağmur
cayav : yayan
cayrak : dağınık
cayratmak : dağıtmak
cazılmak : yayılmak
cazma : ayran
cel : rüzgar, yel
cekmek : arabaya at koşmak
cekırmek : bağırmak
cemış : yemiş
cengîl : hafif
cercumuran : köstebek , tarla sincabı
cevez : ceviz
cez : pirinç
cıbermek : göndermek
cıbımek : ıslanmak
cıbıtmek : ıslatmak
cıgılmak : düşmek
cîgıt : yiğit
cıkmak : düşürmek
cılamak : ağlamak
cılavık : kolay ağlayan
cılga : aşağı , kuytu
cılınmak : ısınmak
cılışmak : yaklaşmak, yakınlaşmak
cıllı : sıcak
cıltıramak : parlamak
cımırta : yumurta
cımşak : yumuşak
cımşamak : yumuşamak
cınasır : kötü huylu
cırcır : fermuar
cırılmak : yırtılmak
cırtmak : yırtmak
cıyın : şölen
cıyıştırmak: toplamak, düzeltmek
cıyimek : kötü kokmak
cıymak : saklamak, ortadan kaldırmak, toplamak
cıynamak : eğlenmek
cıyrenmek : iğrenmek
coklamak : yoklamak
colaklı : çizgili
coytmak : kaybetmek
coytulmak : koybolmak
cuka : ince
cukmak : sıvaşmak, karışmak
curek : yürek, kalp
cutkermek : öğürmek, aksırmak
cuv : yıka
cuvaş : yumuşak huylu
cuvguş : bulaşık bezi
cuvmak : yıkamak
cuvunmak : yıkanmak
cuvurmak : koşmak
cürmek : yürümek
cürsetmek : yürütmek
cütkermek : öksürmek

D

dada : abla
dam : inek ahırı
dâm : tat
davuş : ses
deste : testi
dım : nem
domalan : toprak altında yetişen bir tür mantar
domatis : domates
don mayı : iç yağı
döngelek : çocukların yuvarlayarak oynadıkları çember
duvadak : toy kuşu
düve : ergenleşmemiş dişi inek
düven : döğen

E

egeşmek : tersini yapmak, denileni yapmamak
egız : ikiz
ela : hela
eleken : leğen
emşek : meme
erek : uzak
erış : dikbaş
erışmek : inat etmek
erınşek : tembel
erte : erken
erten : sabah
erkelenmek : arkalanmak, başkasına güvenerek şımarmak
eşmek : karıştırmak, dağıtmak

G

gırnata : klarnet
gıygıy : keman
gogûm : güğüm

I

ıbırsemek : rahatsız etmek, ayak altında dolanmak, şımarmak
ırımek : erimek
ırımşık : küf
ıslav : sıva
ıslamak : sıvamak
ıssı : sıcak
ıştan : iç giyim, külot
ıyne : iğne

İ

işker : oda, içeri
iza kibrit kutusunda kibriti yakmak için sürtülen yüzey

K

ka : hani
kabakbaş : kel
kadamak : saplamak
kaday : arkadaş
kadiy : nasıl
kadiysın : nasılsın
kakra : gölgelik
kalakay : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
kalamak : duvar örmek, sıvamak
kalav : kerpiçten yüksek bahçe duvarı
kalay : nasıl
kaltıramak : titremek
kambıraymak: eğilmek
kancık : dişi köpek
kampet : şekerleme
kapkan : fara kapanı
karaltı : evin etrafı
karamak : aramak, bakmak, himaye etmek
karangı : karanlık
karılgaş : kırlangıç
karşıga : karşı duvar
kart : yaşlı
kartagası : düğünlerde erkek toplantısının başkanı
kartaymak : ihtiyarlamak
kartbabay : dede
kartıy : nine
kartop : patates
kasnak : yer sofrası altlığı
kaşıkborek : sulu mantı
kaşkır : yırtıcı vahşi hayvan, kurt
katesın : ne yapıyorsun
katı : yanı
katık : yoğurt
katnamak : ziyaret etmek
katnaşmak : yakınlaşmak, sıkca bir arada olmak
kattı : katı, sert
kavuz : tahıl başağının tane dışındaki kısmı
kayaka : ne tarafa
kayda : nereye
kaydan : nereden
kayerge : nereye
kayırmak : bükmek
kaysı : hangisi
kayramak : bilemek
kaytarmak : geri döndürmek
kaytmak : geri dönmek, geri gelmek, nemlenmek
keday : şarkıcı
keler : kevgir
kelın : gelin
kelınşek : yeni gelin
kelışmek : uymak
kelıştırmek: uydurmak
kelmek : gelmek
kence : yaşça en küçük çocuk
kencapay : ailedeki en küçük çocuk
kengel : sakız elde edilen bir tür dikenli bitki
kenış : geniş
kerbış : kerpiç
kertme : yabani armut
kesek : parça, kerpiç büyüklüğünde toprak parçası
keskuyruk : kertenkele
keş : geç(vakit)
ketek : kümes
ketmek : gitmek
kıbla : kıble, güney
kıdırmak : aramak, misafirliğe gitmek
kılınmak : şikayet etmek
kımırska : karınca
kıral : akasya
kırcıman : yeni evli erkek
kırde : fırında yapılan bir tür hamur yemeği
kırgı : spatula
kırmek : girmek
kırsetmek : sokmak
kırt : kilit
kırtlemek : kilitlemek
kıskaayak : kadın
kışımak : kaşımak
kışımak : kaşımak
kışınmak : kaşınmak
kışınmak : kaşınmak
kışkene : küçük
kıyev : damat
kıygaşa : bir tür yemek
kıyık : çekingen
kıyış : eğri
kıyışmak : yamulmak, küsmek
kobete : fırında yapılan arasında pirinç ve et bulunan bir tür hamur yemeği
kodalak : 2 tekerlekli büyükçe el arabası
kogerşın : güvercin
kokokmiyav : haykuş
kolaş : çeşitli şekillerde yapılan üzeri yumurtalı çörek
kölderen : enine, boyuna
kona : tahtadan yapılmış büyük yuvarlak sofra
konak : düğünlerde erkeklerin bir araya gelerek eğlendikleri toplantı
konakbay : toplantılarda hizmet eden ev sahibi veya yakınları
kontak : akılsız, saçmalayan
konuz : hamam böceği
kopaymak : kendini beğenmek
kopka : kova
kora : avlu
koray : çalı, ot
koraz : horoz
korel : hindi
koşap : hoşaf
koşkar : koç
koşmak : katmak
koşmek : göçmek, yıkılmak
koteklemek : dövmek
kotermek : kaldırmak
kotur : yara kabuğu
koy : koyun
koyan : tavşan
kozu : kuzu
köbüymek : çoğalmak
köbüysü : çoğunlukla, genellikle
kökrek : göğüs
kölek : fanila
kölekse : gömlek
köp : çok
kucur : tuhaf
kuda : dünür
kudanay : dünür anne
kudababay : dünür baba
kudagıy : dünür
kuman : ibrik
kultobe : çöplük
kuman : ibrik
kundük : göbek deliği
kuniy : huni
kunlemek : kıskanmak
kunşü : kıskanç
kuntabak : ay çekirdeği başağı
kursak : mide, karın
kursü : sehpa, kürsü
kursümek : beğenmemek
kuşenmek : yüklenmek, zorlamak
kuturmak : sinirlenmek, aşırı hareketli olmak
kuvanmak : sevinmek
kuvmak : kovalamak, uzaklaştırmak
kuymak : dökmek
kûnbatar : batı
kûntuvar : doğu
kürpe : bulgur
kuyük : yanık
küyümek : altını yakmak

L

lakşa : erişte
loksa : lohusa

M

maksat : amaç
maktamak : övmek
mâl : dolay zaman
mannay : alın
marama : kadınların namaz kılarken başlarına örttükleri beyaz örtü
matuv : şapşal
may : yağ
mayasıl : egzama
mektep : okul
melte : fitil
men : ben
meşerpe : maşrapa
metiy : varil , fıçı
mıgaymak : küsmek, bozulmak
mık : çivi
mıkıy : cimri
mında : burada
mınmek : binmek
mınyaka : bu taraf
mırık : çamur
mışık : kedi
mıy : beyin
mıyık : bıyık
moşak : boncuk
muallim : öğretmen

N

neniy : nine
nogut : nohut
nüzül : felç, inme

O

oba : yüksek düzlük, yükselti
ogüy : üvey
ogüyana : zehirli bir böcek
okmek : ekmek
olay : öyle
okalamak : ovalamak
omaka turmak : baş üstünde durmak, hamuda kalkmak
on : sağ
onbey : düğünlerde erkek toplantısı başkan yardımcısı
ongarmak : bir işi yanlış yada eksik yapmak
oraza : ramazan
oramak : dolamak
osal : kötü
oşak : ateşin üstüne kazanı koymak için lullanılan üç ayaklı demir
oşek : dedikodu
oşeklemek : dedikodu yapmak
ozgarmak : uğurlamak
ozmak : uzaklaşmak
oymak : yüksük

Ö

ögüzbörek : iri mantı
ökürmek : böğürmek
örken : bitki sapı
ösmek : büyümek
östürmek : büyütmek
öşek : dedikodu
öşeklemek : dedikodu yapmak
özek : meyve ve sebzelerin en iç kısmı

P

pakıl : kasti
pakla : fasulye
papış : pabuç, terlik
patılcan : patlıcan
pener : peynir
penerlîk : gemici feneri
pepiy : yavru hindi
perık : ergenleşmemiş tavuk
peş : şömineye benzeyen duvarı ısınmada kullanılan soba
peşka : soba
pırım : fırın
pıkare : yoksul
pıtırak : dikenli meyvaları olan bir tür diken
porta : avlunun iki kanatlı büyük giriş kapısı

S

sabiy : çocuk, sabi
sagır : sağır
sak bol : dikatli ol, uyanık ol
sakav : konuşma özürlü
saldırmak : kondurmak, bina yapmak
salkın : serin
sandıraklamak: sayıklamak
sarburma : bir çeşit börek
sarımay : tereyağı
sasık : pis koku
sasımak : pis kokmak
satuv : çeyiz
savut : tas
saylamak : seçmek
sebelemek : çiselemek
sedır : uzun koltuk, divan
sekırge : çekirge
sekırmek : zıplamak
senek : dirgen
sernık : kibrit
sıbırtgı : süpürge
sımarlamak : ısmarlamak, sipariş etmek
sındırmak : kırmak(uzun bir şeyi kırmak)
sıpırmak : süpürmek
sıpra : sofra
sırga : küpe
sıtmak : kırmak, parçalamak
sıylamak : ağırlamak
sıypamak : okşamak, sıvazlamak, elle düzeltmek
sızgırmak : ıslık çalmak
siydik : sidik
siymek : işemek
sogum : kesilecek/kesilen hayvan
sogünmek : küfür etmek
sokur : kör
solakay : solak
solbey : düğünlerde erkek toplantısı başkan yardımcısı
sona : arı büyüklüğünde bir tür sinek
sorpa : yemeğin sulu kısmı, et suyu
soymak : kesmek
sozmak : elastik bir nesneyi uzatmak
sozulmak : elastik bir nesnenin uzaması
suliva : kuru erik ve bununla yapılan tatlı
sungürmek : sümkürmek
suv : su
suvagaş : omuza koyularak su taşımaya yarayan ağaç
suvbaka : kurbağa
suvuk : soğuk
suvurmak : emmek
süme : güve
süygulü : sevgili
süymek : sevmek
süyremek : sürmek, sürüklemek
süyek : kemik

Ş

şakmak : çakmak, koyunun yününe yapışmış pislik
şakmaklı : kirli
şalaş : çadır
şaltaymak : kaykılmak
şamır : çamur
şana : kızak
şakırmak : çağırmak
şaş : saç
şaşak : saçak
şaşratmak : sıçratmak
şatal : çatal
şay : çay
şaymak : sulandırmak
şaykamak : su ile çalkalamak, su ile yıkamak
şaykalamak : çalkalamak
şaynamak : ağızda çiğnemek
şaynık : çaydanlık
şeber : becerikli
şek : kapı sürgüsü, kilit
şeklemek : kilitlemek
şeltek : elek
şeltemek : elemek
şertmek : parmakla vurmak, ittirmek
şeren : saman yığını
şeşmek : çözmek
şıbaşmak : bulaşmak , sıvaşmak
şımaşmak : ağaca tırmanmak
şıbın : sinek
şıbırmak : damlamak , sızmak
şıdav : sabır
şıdavsız : sabırsız
şıgarak : baca
şılapşı : büyük leğen
şılka : cılk, olmamış, pişmemiş
şımışka : ay çekirdeği
şın : düğünlerde türkü arasında söylenen mani, atışma
şıpalak : çıplak
şıplamak : sonuna kadar doldurmak
şırak : lamba, ışık
şıray : yüz
şırayın sıtmak : yüzünü buruşturmak
şırbörek : yağda kızartılan bir tür hamur yemeği, çiybörek
şırkıy : sivrisinek
şışek : kısır koyun
şışmak : büyük abdestini yapmak
şipşe : civciv
şokmar : yumruk, balyoz
şoküş : çekiç
şolpu : kevgir
şongar : Kırımdan belli bir bölgeden olan kimse
şontuk : kısa, kısa paçalı
şorap : çorap
şot : çekiç
şökaman : kazma
şöl : çöl, kır, arazi
şömüş : kepçe
şoyün kazan : büyük döküm kazan
şulay : şöyle
şuval : çuval
şuvultı : şamata, şırıltı
şüy : askı
süyrevış : yerdeki tahıl toz türü maddeleri yığmak için kullanılan tahtadan yapılma alet

T

tabmak : bulmak
talamak : köpek saldırması, köpek havlaması
tapmak : doğurmak
tabakborek : susuz yenen mantı
tabamadın dürsüldek : kışın evlerde oynanan bir tür çocuk oyunu
talyar : sehpa
tamızmak : damlatmak
tamşanmak : imrenmek
tapmak : bulmak
taptamak : ezmek, bir şeyin üstüne basmak
taran baba kelyatır :çocukları korkutmak için söylenir
tartma : odanın karşılıklı iki duvarı arasında ve boydan boya uzanan, raf olarakta kullanılabilen kalas kiriş
tartınmak : çekinmek
tartıngaş : çekingen
taşlamak : bir şeyi bırakmak, yere bırakmak
taşlanmak : giysiyi çıkarmak
tavkel : salak
tayak : sopa
taymak : kaymak
tegız : düzgün
telbev : üzengi
teltıgırşık: telden yapılan oyuncak araba
temeş : sahur
tentek : akılsız,deli
tepmek : ayağıyla vurmak, tekme atmak
tepreş : baharda bir arada yapılan piknik
teran : biraz
teranşık : birazcık
terek : ağaç
termeteşık : delik deşik
testımal : havlu
teşık : delik
teşkermek : araştırmak, aktarmak
teşmek : delmek
tıgırmak : yuvarlanmak
tıgırşık : tekerlek, araba
tıgırtmak : yuvarlamak
tıgışmak : doluşmak
tıkmak : sokmak
tılmek : dilimlemek
tımav : nezle
tınış : soluk , nefes
tınıştabır : durmadan, sık
tırışmak : inat etmek
tırmaşmak : tırmanmak
tırmen : değirmen
tırsek : dirsek
tırnavış : tırmık
tiymek : dokunmak
toban : saman
tobe : tepe, dam
tobelemek : dövmek
tokmak : samanı ezmek için kullanılan betondan tekerlek, balyoz
tokmek : dökmek
tomalamak : yuvarlanmak, düşmek
toktamak : durmak
tokur : kel
tokuş : çamaşır yıkamak için kullanılan yassı tahta
tokuz : düğünlerde damat evi tarafından, kız evi karşılayıcılarına takılan hediye
tonmak : üşümek
toramak : doğramak
toraman : besili, sıhhatli
torgay : serçe
tosun : ergenleşmemiş erkek inek
toşek : döşek, yatak
toy : düğün
toymak : doymak
tör : odanın kapısının karşısında kalan kısmı, başköşe
tunevın : dün
turmak : kalkmak
tuvar : inek
tuvarşı : sığırtmaç
tuvgan : akraba
tuvmak : doğmak
tuvurmak : doğurmak
türs : çocuklara taytay durdurmak için söylenir (türs ayuw türs)
türsildek : kıpır kıpır çocuk,türs türs yapan çocuk
tüverek : yuvarlak, yağda kızartılan harcı olmayan bir tür yemek
tüyremek : iliştirmek
tüyrevüş : broş
tüyüşmek : ipliğin birbirime karışması
tüyürşük : düğüm

U

ulkum : yağda kızartılan bir tür hamur yemeği
uru : tahıl saklanan çukur
uruş : savaş
uruşmak : savaşmak
urba : giysi
urşuk : kirmen, yün eirmek için kullanılan tahta alet

Ü

ülken :büyük
ürümek: havlamak
üy :ev
üylenmek : evlenmek
üzmek : koparmak

V

vak :ufak
vaktüyek :ufaktafek
vatmak :ufaltmak

Y

yalmak : utanmak
yavuryüzü : paskalya
yuklamak : uyumak
yuku : uyku
yüzerlık : kıraç yerlerde yetişen otçul bitki
yüzüm : üzüm

Z

zappar : oruç tutmayan
zaviye : açı
Аватара пользователя
riteris

 
Сообщения: 1132
Зарегистрирован: Вс янв 20, 2008 00:54
Откуда: pealinn

Заблокирован: бессрочно






Словари русского языка

www.gramota.ru
Словарь Мультитран
Язык

Вернуться в Алтайские просторы

Кто сейчас на конференции

Сейчас этот форум просматривают: нет зарегистрированных пользователей и гости: 1